Evde Kedi Beslemek: Sevgi Kadar Sorumluluk da Gerektirir
Birçok insan gibi benim de içimde hayvan sevgisi var. Özellikle yavru bir kedi, köpek veya başka bir canlıyı sevip büyütme düşüncesi bana çok güzel geliyor. Onların masum bakışları, oyunları ve insanlara verdikleri sevgi gerçekten etkileyici.
Fakat bir hayvan sahiplenme fikrinin sadece sevmekten ibaret olmadığını da düşünüyorum. Bir canlıyı evinize aldığınız zaman onun tüm yaşam sorumluluğunu da kabul etmiş oluyorsunuz.
Örneğin evde yavru kedi besleyen insanlar bu süreci nasıl yönetiyor? Kedi evin her tarafını kirletmiyor mu? Tuvalet ihtiyacını nereye gideriyor? Aslında kediler doğaları gereği oldukça temiz hayvanlardır. Evde yaşayan kediler genellikle özel olarak hazırlanan kum kaplarını kullanırlar. Kedi kumu düzenli temizlendiği sürece evin içine dışkı veya kötü koku yayılması büyük ölçüde engellenebilir. Ancak bunun için her gün düzenli bakım yapmak gerekir.
Yavru bir kedinin sadece tuvalet ihtiyacı yoktur. Düzenli mama verilmesi, temiz su kabının hazırlanması, tüylerinin kontrol edilmesi, veteriner kontrollerinin yapılması, aşılarının takip edilmesi ve onunla ilgilenilmesi gerekir. Özellikle yavru hayvanlar ilgi, oyun ve eğitim konusunda daha fazla zamana ihtiyaç duyar.
Ben bazen kendi günlük sorumluluklarımı yerine getirmekte bile zorlanıyorum. Örneğin babam benden bir bardak su istediğinde bile bazen üşendiğim veya unutup götürmediğim oluyor. Böyle bir durumda başka bir canlının tüm ihtiyaçlarını düzenli şekilde karşılayabilir miyim diye kendime soruyorum.
Çünkü bir hayvan sahiplenmek sadece "onu sevmek" değildir. Aynı zamanda sabır, zaman, emek ve sorumluluk gerektirir. Bir kedi veya köpek size muhtaç hale geldiğinde, onun bakımını aksatmamak gerekir. O size bağlanır, sizi ailesi olarak görür ve ihtiyaç duyduğu zaman yanında olmanızı bekler.
Aslında sadece kedi veya köpek değil; yavru bir maymun, tilki, ayı veya aslan gibi hayvanları da sevip yakından görmek birçok insanın hayalidir. Onların sevimli halleri insanlarda koruma ve sevgi duygusu oluşturur. Ancak vahşi hayvanların doğal yaşam alanlarından uzaklaştırılması hem hayvanın sağlığı hem de insan güvenliği açısından doğru bir tercih değildir. Her hayvan kendi doğal ortamında en uygun şekilde yaşar.
Bu yüzden bazen bir hayvanı çok sevmek, onu sahiplenmek anlamına gelmez. Bazen gerçek sevgi, onun ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olmadığınızı fark edip sorumluluk almamaktır.
Belki ileride hayat şartlarım, düzenim ve sorumluluklarım uygun hale geldiğinde bir kedi veya köpeğe güzel bir yuva sağlayabilirim. Fakat şu an için kendime dürüst davranarak "Ben bu canlının bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda mıyım?" sorusunu sormak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bir hayvana yuva olmak büyük bir mutluluk olsa da aynı zamanda büyük bir emanet taşımaktır.
