Geleceğe daha huzurlu bakabileceğim bir hayat kurabilirim belki ileride


İş yoğunluğu ve sektörümüzün çalışma şartları nedeniyle yıllardır yaz aylarında doğru düzgün tatil yapma fırsatı bulamıyorum. Deniz, sahil ve uzun bir dinlenme hissi bana artık çok uzak kaldı. Bu yaz için birkaç güzel planım ve hayalim vardı fakat çalıştığım sektör buna pek izin vermiyor. Çünkü bizim işlerde yaz ayları en yoğun dönem oluyor. Bu nedenle yıllık izinler genellikle kış aylarına kalıyor.

Bazen kendimi tropikal bir adada hayal ediyorum. Masmavi, yeşilin farklı tonlarını yansıtan tertemiz bir deniz… Ayaklarımın altında sıcak kumlar, yüzümde hafif bir deniz esintisi… Elimde buz gibi bir meyve suyu, şezlonga uzanmış şekilde dalgaların sesini dinlemek… Akşam olduğunda ise gökyüzündeki yıldızları izleyerek, sessizliğin ve huzurun tadını çıkarmak…

Şehir hayatının içinde, özellikle sanayi ortamında sürekli gürültü, hava kirliliği, yoğun tempo ve stres insanı zamanla gerçekten yoruyor. İnsan fiziksel olarak çalışarak, spor yaparak ve hareket ederek kendini güçlü tutabilir. Ancak sürekli stres, kaygı, karamsarlık ve gelecekle ilgili bilinmeyen korkular insanın hem ruhunu hem de bedenini yıpratabiliyor.

Şu an gece yarısına yaklaşıyor. Hava hâlâ sıcak olmasına rağmen balkondan gelen hafif rüzgar esintileri biraz olsun rahatlatıyor. İşte böyle anlarda insanın hayalleri daha da güçleniyor. Kendimi uzak bir sahilde, yıldızlarla dolu bir gecenin altında otururken düşünüyorum. Elimde soğuk bir içecek, karşımda sonsuz deniz manzarası… Dalgaların sesi, temiz hava ve gecenin sakinliği içinde hayatın tüm stresinden uzaklaşmak…

Belki de insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey bazen sadece birkaç günlüğüne bile olsa kendini özgür hissetmek, doğayla baş başa kalmak ve yıllardır biriken yorgunluğu geride bırakabilmektir. Uzun zamandır böyle bir huzuru, böyle bir ortamı ve böyle bir kaçışı yaşamıyorum.

Umarım bir gün çalışma yoğunluğunun izin verdiği bir zamanda, o hayalini kurduğum sahilde oturup denizin kokusunu içime çekebilir, yıldızların altında sakin bir gecenin tadını çıkarabilirim.



Bazen öyle anlar geliyor ki insan her şeyi bırakıp uzaklara gitmek istiyor. “Kafayı bozup, hiçbir şeyi düşünmeden çekip gitsem mi?” diye içinden geçiriyor. Bu şehirden, bu yoğunluktan, bu sürekli stres ve yorgunluktan uzaklaşma isteği zaman zaman çok ağır basıyor.

Bazen üzerime çöken bir sıkıntı, bazen stresin verdiği baskı, bazen de bedenimde hissettiğim yorgunluk beni bu düşüncelere sürüklüyor. İnsan bazı dönemlerde sadece sakinlik, huzur ve kendine ait bir hayat istiyor. Gürültüden, kalabalıktan, sorumluluklardan ve yıllardır biriken yorgunluktan uzaklaşma hayali kuruyor.

Evli değilim, bekarım ama yine de hayatın üzerime yüklediği sorumluluklar var. Aile sorumluluğu, iş sorumluluğu ve geçmişten gelen bağlılıklar insanı bulunduğu yere bağlıyor. Yıllar içinde bir düzen kuruldu, insanlar bizi tanıdı, karakterimizi ve duruşumuzu bildi. Verdiğimiz sözler, aldığımız sorumluluklar ve oluşturduğumuz bağlar nedeniyle bazen kendi istediğimiz hayatı yaşamak ile üzerimize düşen görevleri yerine getirmek arasında sıkışıp kalıyoruz.

İnsan bazen özgür olmak, yeni bir başlangıç yapmak ve farklı bir yerde nefes almak istiyor. Ancak hayat sadece kendi isteklerimizden ibaret değil; sevdiklerimiz, bize güvenen insanlar ve geçmişte verdiğimiz sözler de var.

Belki de asıl ihtiyaç her şeyi tamamen bırakıp kaçmak değil; biraz nefes almak, kendimize zaman ayırmak ve hayatın içinde yeniden huzur bulabileceğimiz bir denge kurabilmek. Çünkü insan bazen bulunduğu yerden değil, içinde biriken yorgunluktan kaçmak istiyor.

Umarım bir gün bu kadar yükün ve stresin arasında kendime ait sakin bir köşe bulabilir, geçmişin sorumluluklarını unutmadan geleceğe daha huzurlu bakabileceğim bir hayat kurabilirim.