Fırsatçılık Vatandaşı Zorluyor


Son yıllarda bazı kantinler, büfeler ve benzeri işletmelerin uyguladığı yüksek fiyat politikası vatandaşların en çok şikâyet ettiği konuların başında geliyor. Özellikle hastane kantinleri, otogarlar, garajlar, dinlenme tesisleri ve alternatif seçeneğin sınırlı olduğu noktalarda bazı işletmelerin ürünleri normal piyasa fiyatlarının çok üzerinde sattığı yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor.

Açıkçası ben, fırsatçılık yapan bu tür esnaflardan rahatsızlık duyuyorum. Bazı hastane kantinlerinde su, içecek, atıştırmalık ve hatta sigara gibi ürünlerin bile tavsiye edilen satış fiyatının üzerinde satıldığına şahit olunabiliyor. İnsanlar hastanelere zaten zor şartlarda gidiyor. Böyle bir ortamda temel ihtiyaç ürünlerinin daha da pahalıya satılması birçok vatandaş tarafından adil bulunmuyor.

Bu noktada devletin ilgili kurumlarının daha sıkı denetimler yapması gerektiğini düşünüyorum. Tarım ve Orman Bakanlığı, belediye zabıta ekipleri ve fiyat denetimi yapan diğer kurumların daha etkin çalışması, tüketiciyi koruyacak uygulamaların artırılması önem taşıyor. Kurallara aykırı hareket eden, fahiş fiyat uygulayan veya tüketiciyi mağdur eden işletmelere caydırıcı yaptırımlar uygulanmasının faydalı olacağına inanıyorum.

2026 yılı itibarıyla ekonomik şartlar nedeniyle paranın alım gücü de önemli ölçüde azalmış durumda. Bugün 1.000 TL'nin geçmiş yıllardaki değeri kalmadığını birçok kişi dile getiriyor. Bir yarım ekmek yanında ayran ve kola içiyorsunuz daha sonra bir kahvede 3-4 bardak çay içiyorsunuz ve 1000 TL para hemen bitiyor. Ama O 1000 TL Bir kişinin günlük yevmiyesidir. Bir insan 8-10 saat O 1000 TL için çalışıyor.


Buna rağmen bazı işletmelerin fırsatı değerlendirerek fiyatları gereğinden fazla yükseltmesi vatandaşların bütçesini daha da zorlaştırıyor. Örneğin bazı kantinlerde veya dönercilerde yarım ekmek dönerin 400-500 TL gibi oldukça yüksek fiyatlarla satıldığı görülebiliyor. Elbette her işletme aynı değildir; maliyetler, kira giderleri ve personel ücretleri fiyatları etkileyebilir. Ancak maliyet artışının çok üzerinde yapılan zamlar tüketiciler tarafından haklı olarak tepkiyle karşılanmaktadır.

Benzer durum çay fiyatlarında da yaşanıyor. Bir kahvehanede veya kafede çay 15 TL'ye satılırken, başka bir işletmede aynı çayın 25 TL hatta 50 TL'ye kadar çıktığı görülebiliyor. Bu kadar büyük fiyat farklılıkları tüketicilerin kafasında soru işaretleri oluşturuyor ve fiyatlandırmada ortak bir denetim mekanizmasının eksik olduğu düşüncesini güçlendiriyor.

 Türkiye'de ticaret ahlakı ve fiyat istikrarı konusunda daha güçlü bir denetim sistemine ihtiyaç olduğu yönünde yaygın bir görüş bulunuyor. Bazı işletmelerin kendi belirledikleri yüksek fiyatlarla satış yapması, özellikle dar gelirli vatandaşları olumsuz etkiliyor. Rekabetin adil şekilde işlemesi, tüketicinin korunması ve fırsatçılığın önüne geçilmesi için hem denetimlerin artırılması hem de mevcut kuralların daha etkin uygulanması gerektiğine inanıyorum. Böylece hem dürüst esnaf korunmuş olur hem de vatandaşlar temel ihtiyaçlarını daha makul fiyatlarla karşılayabilir.