İzmir Karabağlar Yeşilyurt Bakımevi Günlerim: Yaşadığım Zor Deneyim
Hayatımın unutamadığım dönemlerinden biri de yaklaşık iki ay boyunca kaldığım Yeşilyurt Bakımevi oldu. Özellikle zihinsel rahatsızlığı bulunan bireylere hizmet veren bu kurumda geçirdiğim süre, benim için oldukça zor ve yıpratıcı bir deneyimdi. Yaşadıklarım nedeniyle bugün aynı şartlar altında kalmam gerekse, sokakta kalmayı bile tercih edebileceğimi düşünüyorum.
Bakımevinde kalan kişilerin kurumun dışına çıkmasına izin verilmiyordu. O yasak bu yasak her şey yasak kısaca. Güvenlik amacıyla kapılar kilitli tutuluyor ve gün boyunca bina ile küçük bahçe dışında başka bir alana çıkma imkânı bulunmuyordu. Bu durum, zamanla insanın kendisini özgürlüğünden mahrum bırakılmış gibi hissetmesine neden oluyordu. Günlerin büyük bölümü aynı ortamda, aynı rutin içinde geçiyordu.
Bakımevinin bahçesi oldukça küçüktü. Gün içerisinde çoğu zaman burada vakit geçiriyor, tekrar içeri giriyor ve günün geri kalanını bekleyerek geçiriyorduk. Sürekli aynı ortamda bulunmak hem psikolojik hem de sosyal açıdan oldukça bunaltıcı bir his oluşturuyordu. Bu nedenle bana göre ortamın, cezaevinden çok da farklı olmayan bir atmosferi vardı.
Yemek konusunda da ciddi sıkıntılar yaşadığımı düşünüyorum. Bana göre verilen porsiyonlar oldukça yetersizdi. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinde ekmek miktarı çok azdı ve çoğu zaman yalnızca bir dilim ekmek veriliyordu. Bu durum uzun süre kalan kişiler açısından doyurucu olmaktan uzaktı. Günlük beslenmenin daha çeşitli ve daha yeterli olması gerektiğine inanıyorum.
Sigara kullanan hastalara sigaralar görevli bakıcılar tarafından belirli saatlerde dağıtılıyordu. Gün içinde yalnızca üç kez sigara verilmesi nedeniyle, sigara kullanan birçok kişi bu saatleri beklemek zorunda kalıyordu. Kurumun uyguladığı sistem bu şekildeydi ve herkes aynı kurallara uymak zorundaydı.
Beni en çok üzen konulardan biri ise bazı görevli hemşire ve personelin hastalara karşı sergilediği tutumdu. Kendi gözlemlerime göre bazı çalışanlar oldukça sert, kaba ve zaman zaman agresif davranışlar sergiliyordu. Elbette bütün çalışanları aynı şekilde değerlendirmek doğru olmaz; ancak benim karşılaştığım bazı yaklaşımlar, kendimi değersiz ve mutsuz hissetmeme neden oldu. Bakıma ihtiyaç duyan insanların daha anlayışlı, sabırlı ve şefkatli bir iletişimle karşılanmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Aradan zaman geçmesine rağmen o günleri hatırladığımda üzerimde bıraktığı olumsuz etkiyi hâlâ hissediyorum. 2026 yılında bile bazı bakım evlerinde şartların bu şekilde olması bana göre düşündürücü ve üzücü bir durumdur. Bakıma muhtaç insanların yalnızca temel ihtiyaçlarının karşılanması değil, aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini güvende, huzurlu ve değerli hissetmeleri gerekir.
Bu yazıda anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyim ve gözlemlerime dayanmaktadır. Her bakım evinin veya her çalışanın aynı koşullara sahip olduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak benim Yeşilyurt Bakımevi'nde geçirdiğim yaklaşık iki aylık süreç, hayatımın en zor dönemlerinden biri olarak hafızamda yer etti. Bu nedenle, aynı şartlar altında tekrar kalmam gerekse, kendi adıma farklı bir çözüm aramayı tercih ederim.
.jpeg)
