Sessiz Bir İnsan Olmak
Çok konuşkan biri değilim. Bulunduğum ortamlarda gereksiz konuşmayı sevmem. Genellikle dinlemeyi tercih eder, yalnızca gerçekten söyleyecek önemli bir sözüm olduğunda konuşurum. Bu yüzden beni tanıyan insanların büyük bir kısmı beni sessiz, sakin, kendi halinde ve kimseyle gereksiz tartışmaya girmeyen biri olarak tanımlar. Hatta bazı kişiler ilk tanıştıklarında beni utangaç veya çekingen biri olarak bile düşünebilir.
Karakter olarak kimseyi kırmayı, üzmeyi ya da gereksiz polemiklerin içinde bulunmayı seven biri değilim. Sessiz kalmayı çoğu zaman kavga etmekten veya tartışmaktan daha değerli görürüm. Bu nedenle çevremde "efendi", "saygılı", "olgun" ve "ağırbaşlı" biri olarak tanınırım. İnsanların benim hakkımdaki ilk izlenimi genellikle bu yönde olur.
Her ne kadar bu özelliklerim çevrem tarafından olumlu karşılansa da, zaman zaman kendi içimde bu durumdan şikâyet ettiğim anlar da oluyor. Çünkü bazen fazla sessiz kalmanın insanı geri planda bıraktığını düşünüyorum. Kalabalık ortamlarda daha çok konuşan, insanları güldüren ve sohbeti yönlendiren kişiler ister istemez daha fazla dikkat çekiyor. Ben ise çoğu zaman onları dinleyen tarafta kalıyorum.
🥵Aslında içten içe farklı bir karaktere sahip olmayı isterdim. Daha sosyal, daha girişken, insanlarla kolay iletişim kurabilen, bulunduğu ortama neşe katan ve herkesin aradığı bir kişi olmak hoşuma giderdi. İnsanların "O gelirse ortam güzelleşir." diye düşündüğü, esprileriyle insanları güldüren, sohbetiyle dikkat çeken ve enerjisi yüksek biri olmayı zaman zaman hayal ediyorum.
Bununla birlikte popüler biri olmak, insanların sürekli aradığı ve birlikte vakit geçirmek istediği bir insan haline gelmek de kulağa oldukça güzel geliyor. Çünkü böyle insanların sosyal çevreleri daha geniş oluyor, daha fazla arkadaş edinebiliyorlar ve gittikleri ortamlarda kendilerini daha rahat ifade edebiliyorlar. Ben ise çoğu zaman ilk adımı atan taraf olamıyorum. Yeni insanlarla tanışırken bile biraz zamana ihtiyaç duyuyorum.
Elbette herkesin karakteri farklıdır. Kimisi doğuştan konuşkan, kimisi ise daha sessiz bir yapıya sahiptir. Ben de sanırım ikinci gruba giren insanlardan biriyim. Bu durumun iyi yönleri olduğu kadar zorlayıcı tarafları da var. Sessiz olmak bazen insanın daha fazla düşünmesini, daha dikkatli hareket etmesini ve olayları farklı açılardan değerlendirmesini sağlıyor. Ancak aynı sessizlik, bazı zamanlarda insanların sizi yanlış tanımasına da neden olabiliyor.
Beni tanımayan kişiler ilk bakışta soğuk, mesafeli veya iletişim kurmayı sevmeyen biri olduğumu düşünebilir. Oysa beni gerçekten tanıyan insanlar aslında iyi niyetli, yardımsever ve samimi biri olduğumu bilirler. Sadece herkese karşı hemen açılabilen bir karaktere sahip değilim. Güven duymam biraz zaman alıyor.
Bazen öyle anlar oluyor ki bulunduğum ortamda neredeyse hiç konuşmuyorum. Bu nedenle dışarıdan bakan biri beni sıkıcı veya sohbet etmeyi sevmeyen biri olarak değerlendirebilir. Oysa zihnimin içinde birçok düşünce dolaşıyor. Sadece bunları her zaman dile getirmeyi tercih etmiyorum. Belki de fazla düşünmek ve yanlış anlaşılmaktan çekinmek beni daha sessiz biri haline getiriyor.
Yine de karakterimin bu yönünü tamamen kötü olarak görmüyorum. Çünkü insanların bana duyduğu güvenin, saygının ve olumlu bakış açısının en önemli nedenlerinden biri de sakin ve efendi tavırlarım olabilir. Günümüzde gereksiz tartışmaların, kırıcı konuşmaların ve saygısız davranışların arttığı bir dönemde, sakin kalabilmek de bence önemli bir karakter özelliğidir.
💡Belki ilerleyen zamanlarda kendimi geliştirerek daha sosyal, daha girişken ve daha eğlenceli biri olabilirim. İnsanlarla daha rahat iletişim kurabilir, sohbetlere daha fazla katılabilir ve kendimi daha iyi ifade edebilirim. Ancak bunu yaparken özümden ve karakterimden de vazgeçmek istemem. Çünkü efendi, saygılı ve sakin biri olarak tanınmak, benim için hâlâ en değerli özelliklerden biri olmaya devam ediyor.
